bir fırçanın çizim günlüğü
8 Şubat 2020 Cumartesi
Yine yeniden
Uzun zaman sonra merhabalar. 2016 yılında açmış olduğum blog sayfamı tekrardan aktif olarak kullanmaya karar verdim. Burda sadece çizim, illüstrasyon konuşmak istemiyorum hemen hemen her şey olabilir. Güncel konular, edebiyat, sinema ve tabi çizim gibi bir çok konuya değinebilirim. 2020 yılının Şubat ayının 8. Gününde dışarda buz gibi bir hava eşliğinde evde sıcak çaylarımızı içerken eşim tv de deniz gezmiş in hayatına dair belgesel izliyor ben ise tablette bir kaç çizim yaptıktan sonra buraya bir şeyler yazayım dedim. Bugünlük öyle bir konu yerine bloğa girizgah yapmak amaçlı her telden çalıyorum. Cumartesi olması sebebiyle erken uyumak gibi derdimiz yok nasılsa, bu yazı devam ederken yazmaya başlamadan önce ki çizimi buraya ekliyorum.
26 Ekim 2016 Çarşamba
Portre
Arada bir portre çalışmaları da yapıyorum ama öyle karakalem portre yapmayı sevmiyorum daha çok karikatürize etmeyi ve sulu boya çalışmayı seviyorum
24 Ekim 2016 Pazartesi
taslak
arada bir çizim aşamalarını da paylaşmak iyi olur galiba aslında elimde çok iş var ama hepsini birden aynı gün paylaşmak istemiyorum aynı zamanda yeni çalışmalarda yapıyorum zaman zaman paylaşıcam
watercolor
20 Ekim 2016 Perşembe
'Burası Dünya Ya hu'' Burası Bu Kadar İşte.
Ruh ve bedenlerin birbirinden ayrı olduğu bir evrendeyiz sanki...
insanın görmek istedikleri ile yaşadıkları hiç kavuşamayan y ve x eksenine benziyor daima çakışık ama farklı yönlerde, ruh halimizin vermiş olduğu sıradanlıktan sıyrılabildiğimiz gün bu çakışmalar bize normal gelecek ve hayatın kendisi bu diyeceğiz. İnsan daima en iyisini ve en güzelini ister bitmek bilmeyen tatminkarlıklar ve şişkin egolar tam da bizi tanımlıyor işte evrenin bu kadar sistematik şekilde ilerlerken bu bütün sistemi alt üst eden bir canlı elbette bu gezegen ile çatışma halinde olacak çatışırken kıracak, yıkacak, savaşacak ve yok edecek. Yok etmek tam da insanoğluna göre bir laf çünkü günümüz toplumları üretmekten ziyade yok etmeyi tercih ediyor sürekli tüketen ve doymak bilmeyen bir varlık.
Bu yaşam kavgasının içersinden sıyrılıp başka bir ruh aleminde yaşıyorcasına üreten, yazan, şarkı söyleyen, inancını gerçekten samimiyet ile gerçekleştiren insanların olması da umut verici giderek azalıyor olsa da müslüman her daim ümit var olmalıdır sözünden yola çıkarak ümitsizliğe kapılmıyoruz. Hayatın en absürt noktalarını yakalayıp bunun üzerine kafa yorup insanlık adına bişeyler yapanlar iyi ki varlar aslında çokta büyütmemek gerekir bu evreni ne kadar basite indirgersek o kadar az zarar görürüz Onur Ünlü' nün en sevdiğim sözlerinden biri de tam uyuyor bu noktaya
''Burası Dünya Ya hu'' Burası Bu Kadar İşte.
insanın görmek istedikleri ile yaşadıkları hiç kavuşamayan y ve x eksenine benziyor daima çakışık ama farklı yönlerde, ruh halimizin vermiş olduğu sıradanlıktan sıyrılabildiğimiz gün bu çakışmalar bize normal gelecek ve hayatın kendisi bu diyeceğiz. İnsan daima en iyisini ve en güzelini ister bitmek bilmeyen tatminkarlıklar ve şişkin egolar tam da bizi tanımlıyor işte evrenin bu kadar sistematik şekilde ilerlerken bu bütün sistemi alt üst eden bir canlı elbette bu gezegen ile çatışma halinde olacak çatışırken kıracak, yıkacak, savaşacak ve yok edecek. Yok etmek tam da insanoğluna göre bir laf çünkü günümüz toplumları üretmekten ziyade yok etmeyi tercih ediyor sürekli tüketen ve doymak bilmeyen bir varlık.
Bu yaşam kavgasının içersinden sıyrılıp başka bir ruh aleminde yaşıyorcasına üreten, yazan, şarkı söyleyen, inancını gerçekten samimiyet ile gerçekleştiren insanların olması da umut verici giderek azalıyor olsa da müslüman her daim ümit var olmalıdır sözünden yola çıkarak ümitsizliğe kapılmıyoruz. Hayatın en absürt noktalarını yakalayıp bunun üzerine kafa yorup insanlık adına bişeyler yapanlar iyi ki varlar aslında çokta büyütmemek gerekir bu evreni ne kadar basite indirgersek o kadar az zarar görürüz Onur Ünlü' nün en sevdiğim sözlerinden biri de tam uyuyor bu noktaya
''Burası Dünya Ya hu'' Burası Bu Kadar İşte.
19 Ekim 2016 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






